whatsapp icon

Göz Sağlığı ve Hastalıkları

Göz sağlığı ve Hastalıkları branşında hastanemizde gerçekleştirilen teşhis ve tedavi hizmetleri:

  • Bilgisayarlı Cihazlarla Ölçüm ve Görme Muayeneleri
  • Göz Tansiyon Ölçümleri
  • Göz Dibi (Fundus) Muayeneleri
  • Bilgisayarlı Görme Alanı Testleri
  • Dikişsiz (Fako) Yöntemiyle Lokal Anestezi ile Katarakt Ameliyatı
  • Şaşılık, Kapak, Göz Tansiyonu Ameliyatları
  • Şeker ve Hipertansiyona Bağlı Göz Hastalıklarının Teşhis ve Tedavisi

Göz Tansiyonu(Glokom) Nedir?

Farklı isimlerle adlandırılan bir rahatsızlık olan göz tansiyonu “glokom” ya da “karasu” olarak da biliniyor. Göz tansiyonu bir diğer ifade ile glokom, herhangi bir belirti vermeden gizlice ilerleyen ve tedavisi yapılmadığı takdirde bulunduğu kişiye kalıcı olarak görme yetisini kaybettiren ciddi bir rahatsızlık. Adından da anlaşılacağı üzere bireyin gözü ile alakalı bir rahatsızlık olan glokom, bireyin hayatını da yakından etkiliyor.

Göz tansiyon, temelini göz içerisinde ortaya çıkan basınçtan alan ve kişinin gözünün içerisindeki sinir hücrelerinin tahrip olduğunu gösteren önemli bir rahatsızlık olarak öne çıkıyor. Göz tansiyonu rahatsızlığı ile karşı karşıya kalan bireylerin doktora başvurmamaları ya da tedavi olmamaları halinde ilgili rahatsızlığın göz sinirlerine ciddi bir şekilde zarar vereceği biliniyor olup; kişinin kalıcı şekilde görme kaybı yaşaması riskini de barındırıyor. Halk arasındaki ismiyle karasu rahatsızlığı olarak ifade edilen göz tansiyonu, rastlanan körlük vakalarının %10 ile %15’inin sebebidir.

Göz Tansiyonu Rahatsızlığı Kimlerde Görülür?

Her yaşta ortaya çıkabilen bir rahatsızlık olan göz tansiyonuna belirli bir yaşın üzerindeki bireylerde daha sık rastlanmaktadır. Göz tansiyonunun görülme ihtimalinin daha yüksek olduğu yaş grubu ise 40 yaş ve üzeri olarak biliniyor. Daha net ifade etmek gerekirse, her yaştan bireyde görülebilen bir rahatsızlık olan glokom, normale kıyasla bakıldığında 40 yaş ve üzerindeki bireylerde daha fazla görülüyor.

Ailesel olarak yatkınlığın da büyük payının olduğu rahatsızlık için mutlaka doktora başvurulması gerekiyor. Her yaştan bireyin kontrol ettirmesi gereken bir rahatsızlık olmasına ek olarak; 40 yaş ve üzerindeki bireylerin kontrol sıklığını artırmalıdır.

Göz Tansiyonu Rahatsızlığı Belirtileri Nelerdir?

Bireylerin ciddi bir rahatsızlık olan göz tansiyonunun kendilerinde olup olmadığını tespit etmek için bazı belirtilere dikkat etmesi gerekiyor. Göz tansiyonu bazı durumlarda hiçbir belirti göstermeden sinsi bir şekilde de ilerleyebilir. Hastalığın belirtileri ise şöyledir;

  • Hastalığın erken döneminde genellikle hastaların sabahları ortaya çıkan belirtileri bulunuyor. Hastalığın erken dönemi içerisinde ortaya çıkan belirtiler; baş ağrısı, bulanık görme, ışıklı halkalar görme, televizyona bakıldığında göz çevresinde karşılaşılan ağrılar olarak sıralanıyor. Her yaşta görülen bir rahatsızlık olması nedeniyle çocukluk döneminde ve bebeklik döneminde; ışık hassasiyeti, göz sulanması ve göz büyümesi olarak belirtiler gösteriyor.
  • Göz tansiyonunun dar açılı olanında ise bireylerin karşılaştıkları belirtiler erken döneme kıyasla daha ciddidir. Gözde ortaya çıkan şiddetli ağrı, görme yetisinin azalması, gözde kızarıklıkların meydana gelmesi, mide bulantısı ve bireylerde kusma gibi belirtileri bulunuyor.

Göz Tansiyonu Rahatsızlığına Neler İyi Gelmektedir?

Glokom ciddi bir rahatsızlık olup; ilgili rahatsızlığın görüldüğü bireylerin doktor kontrolünden geçmeleri ve tedaviyi aksatmamaları önem taşıyor. Bireyde bulunan göz tansiyonunun düşürebilmesi için mutlaka doktor kontrolünde ilaç, lazer ve ameliyat gibi tedavi yöntemlerinin uygulanması gerekiyor. Göz tansiyonu rahatsızlığına yönelik öneriler sayesinde göz tansiyonunun tamamen düşürülmesi mümkün olmuyor. Göz tansiyonu rahatsızlığına yönelik önerilere uyulması halinde glokomun göze vereceği zarar en aza indiriliyor. Göz tansiyonu bulunan hastaların ilgili önerilerin ilaç ya da diğer tedavilerin yerini alamayacağı; yalnızca göz tansiyonu tedavisini desteklediğini bilmeleri gerekiyor. “Göz tansiyonu rahatsızlığına neler iyi gelir?” diye merak edenler için öneriler şöyledir:

  1. Göz tansiyonu rahatsızlığı bulunan bireylerin ilgili rahatsızlığı tetikleyici rolünden dolayı sigarayı bırakmaları gerekiyor.
  2. Görme sinirlerinin direncini düşüren rahatsızlıklardan olan hipertansiyon ve yüksek kan kolesterolünün görüldüğü hastaların da mutlaka doktor kontrolünde tedavi olmaları gerekiyor. Aksi halde hastalarda bulunan göz tansiyonunun ilerlemesi ve kalıcı olarak görme kaybı yaşamaları olasıdır.  
  3. Göz tansiyonu rahatsızlığının bulunduğu kişilerin düzenli olarak hafif egzersiz yapmaları öneriliyor.
  4. Beslenme rutininin daha sağlıklı bir hale getirilmesi ve özellikle bol sebze meyve tüketimi büyük önem taşıyor.
  5. İçerik olarak zengin omega 3 içeren gıdaların tüketilmesi gerekiyor. Deniz ürünleri başta olmak üzere; yeşil yapraklı sebzeler, portakal, kayısı, kuzey denizi somonu ve patlıcan tüketilmesi öneriliyor.

Göz Tansiyonu Rahatsızlığının Risk Faktörleri Nelerdir?

 Göz tansiyonunun ortaya çıkmasında rol oynayan çeşitli risk faktörleri bulunuyor. Bu risk faktörlerini şu şekilde sıralayabilmek mümkün:

  • Aile içerisinde daha önce göz tansiyonu rahatsızlığına yakalanan bireylerin olması en büyük risk faktörü olarak öne çıkıyor.
  • Yaş faktöründen yakından etkilenen göz tansiyonu rahatsızlığı özellikle 40 yaş ve üzeri bireylerde yaygın olarak görülmektedir.
  • Şeker hastalığı bulunan bireyler yüksek olasılıkla glokom rahatsızlığına yakalanıyor. Şeker hastası olan bireylerde normal bireylere kıyasla göz tansiyonu görülme riski 3 kat artıyor.
  • Bireylerin yüksek miyop ya da hipermetrop olmaları da göz tansiyonunu tetikleyici rol oynuyor.
  • Sigara kullanımı glokom hastalığı için risk teşkil ediyor.
  • Kortizon tedavisi gören bireylerin glokom rahatsızlığı riski yüksektir. Çünkü kortizon bireylerin göz tansiyonunun yükselmesine neden oluyor.
  • Cinsiyet faktörü de göz tansiyonunu etkiliyor. Erkeklere kıyasla kadınlar göz tansiyonu rahatsızlığı daha sık görülüyor.
  • Kadınlarda yaygın olarak görülen rahatsızlıklardan olan göz tansiyonu rahatsızlığı özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda görülme sıklığı yüksektir.
  • Çay ve kahve gibi içeceklerin çok fazla tüketilmesi de glokom rahatsızlığı için risk taşıyor.

Göz Tansiyonu Rahatsızlığı Nasıl Tedavi Edilir?

Bireylerde göz tansiyonu rahatsızlığının görülmesi halinde tedaviye başlanması büyük önem arz etmekte. İlgili rahatsızlığa yönelik tedavinin yapılmaması halinde kişide kalıcı körlüğe kadar birçok sorun oluşabiliyor. Göz tansiyonu tedavisinin amacı, göz tansiyonunun düşmesini sağlayarak göz sinirlerinde oluşabilecek daha fazla hasarın önüne geçmek olarak biliniyor. Göz tansiyonu görülen bireylere uygulanabilecek 3 farklı tedavi yöntemi bulunuyor. Göz tansiyonu tedavi yöntemleri;

  • İlaç tedavisi,
  • Lazer tedavisi,
  • Cerrahi tedavidir.

Hastalara en sık ve ilk uygulanan tedavi yöntemi genellikle ilaç tedavisidir. Bireylerin uygulanan ilaç tedavisine cevap vermemeleri halinde göz tansiyonu rahatsızlığı ameliyat ile tedavi edilebiliyor. Lazer tedavisinde ise, hastalık tamamen yok edilmiyor olup; göz tansiyonu lazer tedavisi ile azaltılıyor.

Katarakt Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Zamanla gözyaşı üretimi azaldığı için kuru göz sorunları ortaya çıkabilir. Göz kapağı yapısı ve çevresinde oluşan cilt problemlerinden dolayı pitozis gibi problemler meydana gelmektedir. Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkabilecek bir diğer göz hastalığı da katarakttır. Yaşlanma sürecinden en fazla etkilenen duyu organı gözdür. Bu süreçte hem genetik teşvikler hem de yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişiklikler sebebiyle pek çok göz problemi meydana gelebilir. Yaşla birlikte yapısı değişen göz içi lensleri sertleşerek esneklik ve uyum kabiliyetini kaybeder. Bu, miyopi ile ilgili sorunlara neden olur.

Katarakt, dünya çapında kalıcı görme kaybının önde gelen nedenidir. Ortalama olarak, her yıl  yaklaşık  olarak 25 milyon insan, çoğunlukla 40 yaşın üzerindeki kişilerde katarakt gelişir. Buna ek olarak Afrika ve Güney Amerika gibi sıcak yerlerde güneş ışınlarına çok fazla maruz kaldıkları için katarakt hastalığı çok daha sık görülür.

Kataraktlara genellikle göz içi lensindeki fizyolojik yaşa bağlı değişiklikler neden olur. Ancak kataraktın sadece yaşlılarda görüldüğü görüşü gerçeği tam olarak yansıtmayabilir. Kortizonlu ilaçların uzun süreli kullanımı, çeşitli göz travmaları, diyabet gibi faktörler de gelişiminde rol oynayabilir. Bu nedenle kataraktların çeşitli dış etkenler sonucu ve yaşlanmamızın doğal bir sonucu olarak da ortaya çıkabileceği söylenebilir.

Katarakt, gözün kristal merceğinin yüzeyindeki çeşitli noktalar nedeniyle saydamlığını kaybetmesiyle ortaya çıkan  göz hastalıklarıdır. Bu durum renk bozulmasına lens çekirdeğinin yapısındaki kimyasal bir değişiklik neden olur. Katarakt hastalığının tek tedavisi ve kesin çözümü her zaman ameliyattır. Doğal göz içi lensleri cerrahi olarak çıkarılır ve yapay lenslerle değiştirilir. Katarakt tedavisi ancak cerrahi müdahale ile kalıcı hale getirilebilir. Katarakt uygulaması dünyada en sık yapılan cerrahi işlemlerden biridir.

Katarakt Belirtileri Nelerdir?

Katarakt, semptomları ile erken teşhis edilmesi kolay bir göz hastalığıdır. Erken aşamalar, özellikle geceleri, hafif görme bulanıklığı, algılanan renk solması ve ışık saçılması ile kendini gösterir. Başlangıç ​​seviyesinde, daha fazla ortam aydınlatmasına sahip numaralı gözlükler görme yeteneğini geliştirmeye yardımcı olabilir. İleri aşamada hem uzak hem de yakın görme ciddi şekilde bozulur. Buna ek olarak ışığa uyumu yavaşlatır ve loş ışıkta görme bozukluğuna neden olur. Zamanla, insanların günlük aktivitelerini kendi başlarına yürütmeleri zorlaşır.

Katarakt genellikle aşağıdaki belirtilere sahiptir;

  • Okumada zorluk,
  • Ayrıntıları anlamak zorlanma,
  • Görme netliği giderek azalır,
  • Işığa karşı duyarlılık artışı,
  • Nesneleri çift ​​görme,
  • Solma ve sararma,
  • Gözlük numaralarında sık değişiklikler,
  • Gece görüş bozukluğu,
  • Araba kullanmakla ilgili bir sorunlar yaşamak.

Birçok katarakt türü yavaş bir süreç içerisinde gelişir. Kataraktın erken evrelerinde bulanık görme insanlarda rahatsızlık yaratmaz. Katarakt en kısa sürede tedavi edilmezse ilerleyecek ve görüş tamamen bulanıklaşabilir. Hastalar artık günlük aktivitelerini yapamayabilir. Katarakt zamanında tedavi edilmezse glokom gibi başka hastalıklar da ortaya çıkabilir. Bu  durum da kalıcı görme kaybı riskini artırmaktadır.

Katarakt Nasıl Tedavi Edilir?

Çoğu oftalmolog, katarakt teşhisinden sonra, kataraktın ciddiyetine bağlı olarak farklı katarakt tedavi seçenekleri önerir. Spesifik ilaçlar, vitamin takviyeleri ve gözlükler, hastaların hastalığın başlangıcında günlük aktivitelerine devam etmelerini sağlar. Fakat hastalık ilerledikçe kişinin günlük hayatını etkilemeye başladığında cerrahi seçenekler düşünülür. Katarakt tedavisinin tek kalıcı yöntemi cerrahidir. Kataraktın kalıcı tedavisi ameliyatsız bir şekilde mümkün değildir.

Katarakt ameliyatında, katarakt hastasının göz içi merceği çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi merceği yerleştirilir. En sık kullanılan yöntem lens ultrason aspirasyonudur. Lens fakoemülsifikasyon yönteminde gözün kenarından mikro kesi yapılır. Kataraktın göz içi merceği ses dalgaları ile ayrılır ve çekilerek çıkarılır. Ardından ameliyatı tamamlamak için başka bir kesiden göze yapay bir lens yerleştirilir.

Lens ultrason aspirasyonu kullanılarak yapılan katarakt düzletme işlemi dikiş gerektirmeyen bir ameliyattır. Bu işlemin iyileşme süresi oldukça hızlıdır. Göz damlası anestezisi ile göz hareketsiz bırakıldıktan sonra ameliyat yapılır. Ameliyattan sonra hasta aynı gün içinde taburcu edilebilir.  İstenirse gün aşırı aynı işlem diğer göze de yapılabilir. Ameliyattan önce, ameliyat sırasında göze yerleştirilen lens sayısının belirlenmesi tedavinin etkin bir şekilde tamamlanması için önemlidir.

Katarakt İlerlemesi Nasıl Durdurulur?

Katarakt hastalığı oluştuktan sonra bu rahatsızlığın ilerlemesini durdurmanın bir yolu yoktur. Fakat bazı önemli noktalara dikkat etmek katarakt oluşumunu ortadan kaldırabilir ya da  geciktirebilir. C vitamini katarakt oluşumunu engelleyen veya koruyan faktörlerden biridir. Bu vitamin yönünden zengin besinler tüketen kişilerde katarakt oluşumunda oldukça azalış meydana gelebilir. Akdeniz tipini yiyen insanlarda da bu rahatsızlığın seyri yavaştır. Bir diğer olumsuz faktör UV ışığıdır.

Açık havada veya güneşte çalışan kişiler korunmalıdır. Şapka ve güneş gözlüğü takılarak bu etkilerden kaçınılmalıdır. Genetik faktörler de rol oynar. Yetişkinlerde, içmek veya sigara içmek, gözlük takmak veya C vitamini yönünden zengin besinler tüketerek ve gözünüzü güneşten korunarak kendinizi katarakttan koruyabilirsiniz.Bu rahatsızlığın önüne geçmek için bazı maddeleri sizler için sıraladık:

  • Güçlü güneş ışığında ya da açık havada güneş gözlüğü takmak,
  • Omega 3 yağ asitleri açısından zengin bir beslenme şekli uygulamak,
  • Akdeniz diyeti gibi sebze ve meyvelerden zengin bir beslenme programına uymak,
  • Sigara içmemek ve sigarayı bırakmak,
  • Zorunlu haller dışında kortizonlu ilaçlar kullanmamak.

Gözlerinizi dış etkilerden korumak için bu maddeleri uygulayarak katarakt oluşumuna neden olan fizyolojik faktörlerin önüne geçebilirsiniz.

Katarakt Ameliyatının Sonrası Neler Yapılır?

Katarakt ameliyatı yapılırken zaman zaman beklenmedik  bir durum ortaya çıkabilir. Bu nedenle ameliyatın ardından hasta birkaç saatlik gözlemin ardından taburcu edilir. Doktorunuzun önerdiği süre boyunca gözlerinizi kapatan pedi çıkarmamanız önerilir. Hastalar ameliyattan sonraki gün tıbbi muayeneden geçmelidir. Ameliyattan sonraki bir hafta içinde iyileşme hızlıdır, ancak hastanın özelliklerine bağlı olarak tam görme  daha uzun sürebilir. Gözlüğe ihtiyacınız varsa derecesini sağlıklı bir şekilde ölçmek için  bir ay beklemeniz gerekebiir. Ameliyattan sonra göz yorgunluğu olabilir, fakat kitap okumak veya televizyon izlemek gibi aktivitelerden kaçınmak gerekli değildir.

Her ameliyatta olduğu gibi katarakt tedavisi ameliyatından sonra da hastaların uyması gereken bazı önemli noktalar vardır. Bu kurallardan yola çıkarak hastaların sağlık muayeneleri için genellikle ilk gün, hafta ve ayda kendilerine verilen ilaçları her zaman kullanmalıdır. Süreç boyunca randevularını kaçırmamalıdır. Göz ovmadan ve kaşımadan kaçınmaları gerekir. Ameliyatın ardından hijyen yönetimi de çok önemlidir. Yalnızca gözler değil, eller ve yüz de hijyen kurallarına göre korunmalıdır. Hastalar yüzlerini yıkamak ve banyo yapmak konusunda doktorlarının tavsiyelerine uymalıdır. Aynı şey yüzme, egzersiz yapma, ağır ağırlık kaldırma gibi egzersizler için de geçerlidir. Katarakt tedavisi sırasında hastaların olma olasılığı düşüktür ancak beklenmedik bir durumla karşılaşırlarsa vakit kaybetmeden ameliyatı yapan doktora başvurmaları önemlidir. 

Birimin Bulunduğu Hastanelerimiz

Birim Doktorları

Op. Dr. Erdoğan Yıldırım

Op. Dr. Erdoğan Yıldırım

Göz Hastalıkları Uzmanı
Doç. Dr. Şemsettin Bilak (FEBO)

Doç. Dr. Şemsettin Bilak (FEBO)

Göz Hastalıkları Uzmanı
Op. Dr. İbrahim Özdemir

Op. Dr. İbrahim Özdemir

Göz Hastalıkları Uzmanı

İnternet sitemizde çerez kullanılmaktadır. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Gizlilik ve Çerez Politikası’nı inceleyiniz. Devam etmeniz halinde çerez kullanımına izin verdiğinizi kabul edeceğiz.